Mesele sevmek mi, sevilmek mi;
yoksa sevilir görünmenin konforu mu?
Bugün sevgi, neredeyse bir seçenekler menüsü gibi.
Temiz, az kullanılmış, heveslik, geçicilik…
Herkes kendine uygun olanı seçiyor.
Oysa hakiki sevgi rahatsız eder.
Alışkanlıkları bozar, konforu zorlar,
insanı kendisiyle yüzleştirir.
Tam da bu yüzden çoğu insan, sevildiğini hissettiği an geri çekilir.
Çünkü gerçek bir sevgi; sorumluluk demektir, emek demektir, kalmayı göze almak demektir.
Bazıları sevmekten değil, sevmenin gerektirdiği ağırlıktan ürker.
Sevgi bazen yük gibi algılanır.
Sevenin sadakati, beklenti sanılır.
Derinlik, baskı gibi okunur.
Oysa kaçılan şey sevgi değil, o sevginin gücüdür.
Bu yüzden çoğu ilişki,
mesafede yorulur,
zorda çözülür,
sorumlulukta dağılır.
Sevenle sevilen nadiren aynı cesarette buluşur.
Biri derinlik isterken, diğeri hafiflik arar.
Biri kalmak için uğraşırken, diğeri gitmenin yolunu düşünür.
Sevilmek bile kimi zaman ağır gelir insana.
Çünkü görülmek; saklanma ihtimalini ortadan kaldırır.
Gerçek bir kalbin karşısında insan ya büyür,
ya da küçülmemek için uzaklaşır.
Ve yine de herkes sevgiden söz eder.
Gerçek sevgi ise gürültülü değildir.
Gösterişi sevmez.
Kolay da değildir.
Ama olduğunda,
insanı eksiltmez.
Büyütür.
Ve
Sevgi, cesareti olmayanın dilinde,
Olanın ise kalbinde kalır.


