KÖŞE YAZISI Haber Girişi : 16 Şubat 2021 20:16

KANT NEDEN

KANT NEDEN "SAPERE AUDE!" DEDİ, NEDEN DÜŞÜNMEYE CESARET ETMEYE ÇAĞIRDI?

Kant Aydınlanmacılığı insanın kendisinin sebep olduğu yani kendisinden başka kimsenin sorumlusu olmadığı reşit olmama durumundan çıkma olarak tanımlıyor. Reşit olmama durumunu Kant, insanın "kendi anlama yetisini bir başkasının katkısı olmadan kullanamama" olarak tanımlıyor. Bu belirlemesiyle mantıksal olarak tutarlı bir şekilde "sen kendi aklını kullanmaya cesaret et!" çağrısında bulunuyor. Kant'ın özellikle bu çağırıyı yapmasının somut bir bağlamı var. İnsanlara her taraftan düşünmeyin emri yağıyor. Örneğin subay askerle "düşünmeyin, talim yapın!" diye emreder. Maliyeden sorumlu olan, yurttaşlara "düşünmeyin, ödeyin!" diye emreder. Din adamı "düşünmeyin, inanın!" diyor. Bunların hepsi insanların üzerinde "efendi" pozisyonunda ve insanlara, düşünmeyin, emirlere uyun!, diye emrediyorlar. Fakat "(d)ünyada yalnızca tek bir efendi: istediğiniz kadar ve istediğiniz konuda düşünün; fakat itaat edin!" diyor. Bu "efendi" Büyük Friedrich'dir. Kant, çağını "Aydınlanmacılık Çağı" olarak tanımlarken, onu çekinmeden aynı zamanda "Friedrich'in yüzyılı" olarak tanımlar.

Büyük Friedrich çoğu Aydınlanmacı filozofun toplum ve siyaset felsefesi çerçevesinde tanımladıkları "aydınlanmış despot" düşüncesinin en iyi örneği olarak kabul edilir. Bununla ilişkili olarak da onun kral olarak bulunduğu Prusya despotizmi dönemi “aydınlanmış despotizm” olarak kabul edilir. Fakat Büyük Friedrich aslında dünya tarih sahnesinin trajik bir figürdür. Friedrich'in babası, ünlü filozof Christian Wolff'u idam ile tehdit ederek Prusya'yı 48 saat içinde terk etmesini emreden I. Freidrich Wilhelm'dir. Bu kral bilim ve felsefe düşmanı olarak bilinir ve Prusya'yı büyük bir askeri güç haline getirdiği için "asker kral" olarak anılır. Müzik ve felsefe ile ilgilenen, edebiyatı seven Büyük Friedrich babasının Prusya'da kurduğu düzeni dayanılmaz bulduğu için Fransa'ya kaçmak ister. Fakat refakatçisi ile yakalanır. Gözlerinin önünde refakatçisinin kafası kesilir. Kendisi kurşuna dizilme tehlikesiyle savaş mahkemesinde yargılanır. Fakat sonra her şey yoluna girer ve 1740 yılında kral olarak tahta oturur.

Büyük Friedrich'in trajik bir figür olması onun kraliyet dönemi ile ilgilidir. Büyük Friedrich Machiavelli'ye karşı ünlü "Anti-Machiavelli" denemesini yazmıştır ve kralları uyruklarının hükümdarı olarak değil, hizmetçileri olarak belirlemiştir. Fakat tahta çıktıktan sonra mutlakıyetçilik ilkesini vücuda getirmiştir. Yaşam tarzı bakımından Epikürosçuluğu saavunmaktadır, fakat Stoacı olarak yaşamak zorunda kalmıştır. Fransa ile ilgili olan her şeyi seven birisi olarak Fransa'ya karşı savaş yürütmüştür. İşte bu nedenle yani hep olduğunun tersi olmak, yapmak istediğinin hep tersini yapmak zorunda kaldığı için dünya siyaset tarihinin trajik figürlerinden birisidir. Fakat ünlü Aydınlanmacı Fransız tıpçı ve filozof Julien Offray de La Mettrie öldüğünde hakkında kaleme aldığı denemesi onu felsefi bilgi bakımından döneminin doruk noktalarından birisi olarak göstermiştir. Bu nedenle Büyük Friedrich "aydınlanmış despot" olarak da anılır ve "asker kral" olarak anılan babasının tersine "filozof kral" olarak bilindiği için de Prusya despotizmi onun tahta oluşu nedeniyle "aydınlanmış" olarak anılır.

İşte bu nedenle yani sistemin her tarafından yurttaşlara, düşünme, emirlere uy!, sloganı yükselirken, Büyük Friedrich "istediğiniz kadar ve istediğiniz konuda düşünün; fakat itaat edin!" demekle düşünmeye cesaret etmeye çağırmış olmaktadır. Ve bu çağrının cesaretlendirdiği düşünme eylemi Kant'a göre insanlığın içinde bulunduğu mevcut durumdan çıkması için en çok ihtiyaç duyduğu şeydir. Zira düşünme yetisini kullanmasını bilmeyen ne içinde bulunduğu mevcut durumun reşit olmama durumu olduğunu ne de bu durumdan çıkışın nasıl mümkün olabileceğini bilebilir.Doğan Göçmen